Tabiat bir san'at-ı İlahiyedir, Sani olamaz...Bir kitabet-i Rabbanîdir, kâtip olamaz... Bir nakıştır, nakkaş olamaz. Bir defterdir, defterdar olamaz. Bir kanundur, kudret olamaz. (Lem'alar)

22 Ağustos 2012 Çarşamba

SELDEN SONRA

 Uzun zamandır arılarımızı ziyarete gidememiştik. Bal verimide düşük olduğundan arıları ziyaret hevesimizde kalmamıştı. İki hafta önce Bafra ve köyleri selden çok zarar görünce ziyaretimiz iyice güçleşti. Acaba arılarımız selden etkilenmiş miydi? Endişesiyle Ağcaalan köyüne gittik. Yol boyunca gördüğümüz manzaralar endişemizi arttırdı.
 Arılarımızı sapasağlam görünce sevincimizi hesap edin.
 Sevindiren ikici olay nektarın gelmeye devam ediyor olması. İki hafta daha arılarımız burada kalacak.
Ağcaalan köyü Dereler mahallesinin girişindeki köprü.
  Ağcaalan,Yeraltı, Dereler, Ozan ve Boğazkaya köylerinden resimler. (Selden iki hafta sonra)







Köyleri birbirine bağlayan asvalt yol kimi yerlerden dere yatağında kaybolmuş. Ara yollardan devam ediyoruz.

Köprü korkulukları ağaçlar gibi kopup, sürüklenmiş.
 Selden zarar gören su değirmenin içi kum dolmuş


Boğazkaya köyünde baraj gölünün yüzeyi hala ağaçlarla kaplı. Çevre sakinleri bu ağaçları topluyorlar.

 

8 Temmuz 2012 Pazar

Fazıl Çetin abi kahvaltı yapmadan salmadı bizi. Bulgaristan'ın Darıdere şehrinden buralara gelmişler, daha sonra da Bursa Gürsu'ya yerleşmişler.
Bu adamlar ne kadar konuksever.

İnşaallah buradan bal alacağız. Rakım 300 ile 1200 metre civarında.


Hanemiz misafire açıktır hanesinin kapısına yazan dev gönüllü adam Osman Deniz abiyle Cuma Namazı sohbeti yaparken tanıştık.(Ortada)

10 Haziran 2012 Pazar

Hanemiz Misafire Açıktır



 Anadolu böyle güzel insanlarla doludur. Ne güzel insansın sen Osman Deniz kardeşim. İnşallah tanışırız. Taş ocağında ahçılık yapıyormuş. (Asmaçam Hocalar mahallesi)
(Soldan sağa) Kemal Boyalıcı, Asmaçam'dan Yaşar, Kalinin oğlu Osman Yılmaz abi ve ben.
Osman Deniz kardeşimizin evinde hemen sofra kuruluyor.( Allah ne verdiyse) Ne cömert insanlar.

 Ağcaalan Çiftlik mahallesi
       Osman Yılmaz abinin dayısı Ali Çelik abi ve kurulukta oturan Cemile teyze, Kemal Hocamda bize Meyve Risalesinden bir bölüm okuyor.
      Cemile teyzem patul, yanıç hazırladı afiyetle yedik. Kendilerinden Allah razı olsun. Cemile teyzem köyde olmaktan şikayetçi biraz ama Ali abiyi kıramamış gelmiş. İstanbul'da rahat evimi bıraktım bu dağın başında yaşıyoruz diyor. Sadece ilkbahar ve yaz aylarında burada yaşıyorlarmış. Çocuklar geldiğinde buralar şenleniyormuş.
 Ağcaalan köyü kilisesi zamana direnememiş.

 Kilisenin duvarları yığma taştan yapılmış.

 Ağcaalan Dereler mahallesi
       Çay servisi yapan kardeşimiz Köyün imamı Cemil Demir sol baştaki Ağcaalan köyünün eski muhtarı Rahim Sert, sağ baştaki Fazıl Çetin abey. Caminin ve Dereler mahallesinin eşleriyle birlikte toplam altı sakini var. Aslında Bursa Gürsu' da yaşıyorlarmış bu sene burada yaşamaya başlamışlar.
       Ama ne kadar sıcak insanlar onlarda benim gibi muhacirler. Benim atalarım Selanik'ten onların babaları ise Bulgaristan Darıdere'den gelmişler buralara. Fazıl abi Darıdere'ye gitmiş, ah yaşanacak yerler oralar diyor.
       Nereye uğradıysak bir şeyler ikram etmeden salmadılar. Her ayrıldığımız yerden sanki yıllarca beraber yaşadığımız dostlarımdan ayrılıyormuş gibi hissettim.